Sociotechnical Imaginaries: Sosyoteknik Tasavvurlar

Sosyoteknik tasavvurlar* Sheila Jasanoff ve Sang-Hyun Kim (2009) tarafından temellendirilmiş, bilim ve teknoloji çalışmalarında yaygın şekilde kullanılan bir terimdir. 1983 yılındaki meşhur çalışmasında, Benedict Anderson toplumları ortak tasavvurlara sahip hayali cemaatler olarak tanımlamıştır (Anderson, 1983). Jasanoff ve Kim’e göre Anderson’un hayali cemaatlerini oluşturan bu ortak tasavvurlar geleceğe dairdir ve topluluklara neyin arzu edilebilir ya da ulaşmaya değer olduğu hakkında aracı olurlar. Dahası, Anderson’un toplum tanımını baz alan Jasanoff ve Kim, toplumun diğer birçok konu üzerinde olduğu gibi herhangi bir bilimsel bilginin ya da teknolojinin geleceği için de kendine ait tasavvurları olduğunu belirtmiştir (Jasanoff & Kim, 2009). Hatta bilimsel ve teknolojik aktiviteler üzerine oluşan bu tasavvurlar milli bir kimlik etrafında oluşan hayali cemaatlerin milli kimliklerini oluşturmasında ve bu kimliği canlı tutabilmesinde de önemli rol oynayabilirler (Felt, 2013). Bu bağlamda sosyoteknik tasavvurlar, hayali cemaatlerin üretilen ya da üretilmesi vaad edilen bir bilimsel bilgi ya da teknolojininin olası toplumsal etkileri üzerine benimsedikleri  kollektif vizyonlar olarak açıklanabilir. 

* “Sociotechnical imaginaries” teriminin Türkçede anlam kazanması sırasında problematik olan kısım “imagination” kelimesinin çevirisidir. “Imagination” kelimesi için tahayyül ya da hayal yerine tasavvur kelimesini kullanmamın sebebi tasavvur kelimesi için Türk Dil Kurumu’nun verdiği karşılıktır. TDK’ye göre tasavvur kelimesinin içerdiği anlamlardan bazıları şunlardır; düşünce, amaç, niyet, maksat, plan. Yine TDK’nin tasavvur kelimesinin cümle içinde kullanımı için verdiği, Cemil Meriç’e ait cümle şu şekildedir; “İdeolojiler, bir tasavvurlar bütünüdür ama bu tasavvurların çok defa şuurla alakası yoktur” (Türk Dil Kurumu, 2019). “Sociotechnical imaginaries” teriminin toplumların teknobilim hakkında edindiği ideolojiler bütünü olduğu varsayıldığında Türkçe’de anlamını kazanması için tasavvur kelimesi “tahayyül” veya “hayal” kelimeleri yerine daha uygun gözükmektedir. Bilhassa tahayyül kelimesinin amaç ve maksat anlamlarını tasavvur kelimesi kadar güçlü bir şekilde ifade edememesi tasavvur kelimesinin kullanılmasını Türkçe düşünce dünyamız için daha verimli kılacaktır.

Yazar: Mustafa Adil Aygün
Editör: Selen Eren


Anahtar Kelimeler: Bilim ve teknoloji politikaları; imagined communities; iktidar ve teknoloji.


Kaynakça 

Anderson, B. (1983). Imagined communities: Reflections on the origin and spread of nationalism, revised ed. London and New York: Verso. 

Felt, U. (2015). Keeping Technologies Out: Sociotechnical Imaginaries and the Formation of    Austria’s technopolitical identity. In S. Jasanoff & S.-H. Kim (Eds.), Dreamscapes of Modernity: Sociotechnical Imaginaries and the Fabrication of Power ​(pp. 103-125). Chicago: Chicago University Press. 

Jasanoff S., & Kim, S.-H. (2009). Containing the Atom: Sociotechnical Imaginaries and Nuclear Power in United States and South Korea. Minerva, 47(2), 119. https://doi.org/10.1007/s11024-009-9124-4

Türk Dil Kurumu, TDK Genel Türkçe Sözlük, Erişim adresi (5 Kasım 209): https://sozluk.gov.tr/?kelime=TASAVVUR


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Aygün, M. A. (2020). Sociotechnical Imaginaries: Sosyoteknik Tasavvurlar. S. Eren (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/06/03/sociotechnical-imaginaries-sosyoteknik-tasavvurlar/.

Co-production: Ortaklaşa üretim

Farklı literatürlerde farklı anlamları olabilen bu terimin Bilim ve Teknoloji Çalışmaları literatüründe benimsenmesi Sheila Jasanoff’un (2004) kullanımı ile gerçekleşmiştir. Jasanoff bu terimi, fiziki ve sosyal dünyaların, birbirinden ayrı iki dünya olarak değil, ayrılmaz bir bütünün birbirini sürekli olarak üreten parçaları olarak var olduklarını belirtmek için kullanmıştır. 18.yy Batı Aydınlanma kültürünün günümüz Batı kültürüne bırakmış olduğu en önemli miraslardan biri, fiziki ve sosyal dünyalar hakkında bilimsel bilgi üretme şeklimizin, bu dünyalardaki yaşayış pratiklerimizden ayrı olduğu kanısıdır. Bir başka deyişle fiziki dünya hakkında üretilen bilimsel bilginin,  sosyal dünyanın kendi iç dinamiklerinin etkisinden azade bir şekilde, incelenen olgu hakkındaki hakikatin birebir yansıması olabileceği iddia edilir. İşte ortaklaşa üretimci bakış açısı, fiziki doğa/nesnellik/akıl/olgu ve beşeri kültür/öznellik/duygu/değer arasında ikilik kuran ve realist ideoloji olarak bilinen bu mirası reddeder (Jasanoff, 2004, s.3). Bu yeni bakış açısına göre bilimsel bilgi, sosyal konstrüktivistlerin iddia ettiği gibi sadece sosyal pratiklerle üretilen ve fiziki dünya ile pek ilgisi olmayan zihinsel bir üretim (epifenomen) de değildir. Aksine bilimsel bilgi zihinsel, materyal, teknik, kültürel ve normatif olanın ortaklaşa üretimidir (Jasanoff, 2004, s.6). Dolayısıyla bilgi üretme pratikleri, maddi özellikler, teknolojik imkanlar, sosyal pratikler, kimlikler, normlar, söylemler vb. arasında devamlı olarak gerçekleşen müzakerelerdir. Daha somuta indirgersek, bir olgu hakkında bilimsel bilgi üretmek, ona ayna tutmak ya da onun birebir izdüşümünü çıkartmak değildir. Söz konusu olgular incelenirken, kullanılan enstrümanların üretildiği maddeden, gözlemleyen araştırmacıların kültürel kodlarına, verileri işleyen teknolojik aletlerin işleme metodundan, araştırmacı ekip içindeki güç ilişkilerine kadar bir çok maddi, teknik, sosyal, zihinsel ve normatif faktör bilgi üretimine katılıp bilimsel bilgiye bir şekil vermektedir. Böylece, ortaklaşa üretimci bakış açısı hem sosyal hem de teknobilimsel deterministler ile arasına mesafe koymuştur (Jasanoff, 2004).


Yazar: Selen Eren
Editör: Cansu Güner


Anahtar Kelimeler: Natureculture; Teknolojik imkan; Sosyal konstrüktivizm; Bilgi altyapıları.


Kaynakça

Jasanoff, S. (2004a). The idiom of co-production. S. Jasanoff (Ed.), States of knowledge: the co-production of science and the social order içinde (s. 1-12). London: Routledge.

Jasanoff, S. (2004b). Ordering knowledge, ordering society. S. Jasanoff (Ed.), States of knowledge: the co-production of science and the social order içinde (s. 13-45), London: Routledge.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. (2020). Co-production: Ortaklaşa üretim. C. Güner (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/01/22/co-production-ortaklasa-uretim/.

Infrastructures: Altyapılar

Bilim ve Teknoloji Çalışmaları (BTÇ) literatüründe altyapı (infrastructures) çalışmaları, genellikle Susan Leigh Star ve Karen Ruhleder’ın (1996) “altyapı” terimini literatüre kazandırdığı öncü çalışmasına dayandırılır. Star ve Ruhleder bu çalışmalarında, terimin günlük kullanımdaki karşılığı olan “beton ve çelik gibi malzemelerden yapılan [statik] tesisat”  (Carse, 2012) anlamına karşı çıkmış ve altyapıyı belli bir bağlamda kurulan dinamik ilişkilerin bütünü olarak kavramsallaştırmıştır (Karasti et al., 2016). Daha sonra söz konusu terim, doğa ya da bilgi üretimi gibi, çok sayıda sistemi içinde barından karmaşık ekolojileri betimlemek için kullanılmaya başlanmıştır (ör. nature as infrastructure, Carse, 2012; bilgi altyapıları Edwards et al. 2017). Altyapılar farklı bakış açılarıyla dört kategori altında incelenmiştir: inşa edilmiş (built) altyapılar, enformasyon (information) altyapıları, bilgi (knowledge) altyapıları ve siberaltyapılar (Slota & Ruhleder, 1996). Larkin (2013), altyapıların sadece siyasi boyutlarının değil aynı zamanda görsel, şiirsel, estetik boyutlarının oluşundan yola çıkarak, onları toplumların hayallerinin taşındığı ve duygusal olarak gerçekleştirildiği vasıtalar olarak görür. Altyapıların özelliklerinden biri görünmez olmalarıdır; bu yönden bakıldığında çöküş/bozulma (breakdown) anları altyapıları incelemek açısından önemlidir (Star, 1999).


Yazarlar: Selen Eren ve Kaya Akyüz


Anahtar Kelimeler: Enformasyon altyapıları; Bilgi altyapıları;  Siberaltyapılar; Sosyo-teknik sistemler.


Kaynakça

Carse, A. (2012). Nature as infrastructure: Making and managing the Panama Canal watershed. Social Studies of Science, 42(4), 539-563. doi:10.1177/0306312712440166

Karasti, Helena, Florence Millerand, Christine M. Hine and Geoffrey C. Bowker. “Knowledge infrastructures: part I”. Science & Technology Studies 29, no. 1. (2016): 2-12.

Larkin, B. (2013). The Politics and Poetics of Infrastructure. Annual Review of Anthropology, 42(1), 327-343. doi:10.1146/annurev-anthro-092412-155522

Slota, S. C., & Bowker, G. C. (2017). How infrastructures matter. The handbook of science and technology studies, 529-554.

Star, S. L. ve Ruhleder, K. (1996). Steps Towards an Ecology of Infrastructure: Borderlands of design and access for large information spaces. Information Systems Research 7(1), 111-134. doi: https://doi.org/10.1287/isre.7.1.111

Star, S. L. (1999). The Ethnography of Infrastructure. American Behavioral Scientist, 43(3), 377-391. doi:10.1177/00027649921955326


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. ve Akyüz, K. (2020). Infrastructures: Altyapılar. iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/01/22/infrastructures-altyapilar/.

Knowledge infrastructures: Bilgi altyapıları

Paul Edwards (2010), Susan Leigh Star ve Karen Ruhleder’ın (1996) ortaya attığı altyapı kavramından yola çıkarak, bilgi altyapısını, beşeri ve fiziki dünyaların bilgisini üreten, paylaşan ve üretilen ifadelerin ‘bilgi’ statüsünü koruyan sağlam bir ilişkiler ağı olarak tanımlamaktadır. Ancak bu ilişki ağı sadece insanlar arasında kurulmamaktadır. Bilgi altyapısı, insanlar, teknolojik aletler/sistemler ve kurumlar arasında kurulan dinamik bir ilişki ağıdır (Edwards, 2010). Kurumdan kastedilen ise, insan grupları olabildiği gibi toplumsal normlar ve standartlaşmış pratikler de olabilir. Son olarak, bilgi altyapıları literatürüne bakıldığında, bu alanda çalışan BTÇ araştırmacılarının (bkz. Beaulieu, 2001; Bowker, 2000; Edwards ve diğerleri, 2013; Ribes ve Jackson, 2013; Rosner, 2012) ilgilenmekte olduğu sorular şu şekilde özetlenebilir: Bilgi altyapıları nasıl oluşmakta ve nasıl korunmaktadır? Spesifik bir bilgi altyapısını oluşturan ilişki ağındaki üyelerin birbirleriyle olan ilişkileri nasıldır? Bir ifadeye bilgi statüsünü kazandıran farklı güven mekanizmaları ve nesnellik ölçütleri/rejimleri nasıl bir arada bulunabilmektedir? Birlikte çalışan farklı üyelerin (ör. gözlemlerini kaleme alan insanlar ile 1 ve 0 dilinde kaydeden sensörler) geçerli bilgi savları üretebilmeleri adına dilleri ortak paydada birleştirilirken, bu sürecin kazananları ve kaybedenleri kimler/neylerdir? İlişki ağının heterojen yapısını korurken, yani olabildiğince farklı bilgi üretme şekillerini dahil edebilecek nitelikte üye barındırırken, nasıl daha güvenilir ve sorumlu bilgi altyapıları üretilebilir?


Yazar: Selen Eren
Editör: Kaya Akyüz


Anahtar Kelimeler: Altyapı; Infrastructural inversion; Sosyo-teknik sistemler.


Kaynakça

Beaulieu, A. (2001). Voxels in the brain: Neuroscience, informatics and changing notions of objectivity. Social Studies of Science 32 (5), 635-680. doi: https://doi.org/10.1177/030631201031005001

Bowker, G. C. (2000). Biodiversity Datadiversity. Social Studies of Science 30(5), 643-683. doi: https://doi.org/10.1177/030631200030005001

Edwards, P.N. (2010). A Vast Machine: Computer Models, Climate Data, and the Politics of Global Warming. Cambridge, MA: MIT Press. 

Edwards, P. N., Jackson, S. J., Chalmers, M. K., Bowker, G. C., Borgman, C. L., Ribes, D., Burton, M. ve Calvert, S. (2013). Knowledge Infrastructures: Intellectual Frameworks and Research Challenges. Erişim adresi: https://escholarship.org/content/qt2mt6j2mh/qt2mt6j2mh.pdf

Ribes, D. ve Jackson S.J., (2013). “Data Bite Man: The Work of Sustaining Long-Term Data Collection”. L. Gitelman (Ed.), Raw Data Is an Oxymoron içinde (s. 147-166). Cambridge, MA: MIT Press. 

Rosner, D. K. (2012, February). The Material Practices of Collaboration. Proceedings of the ACM 2012 conference on Computer Supported Cooperative Work (s. 1155-1164) içinde. New York: ACM. doi: 10.1145/2145204.2145375.

Star, S. L ve Ruhleder, K. (1996). Steps Towards an Ecology of Infrastructure: Borderlands of design and access for large information spaces. Information Systems Research 7(1), 111-134. doi: https://doi.org/10.1287/isre.7.1.111


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. (2020). Knowledge infrastructures: Bilgi altyapıları. K. Akyüz (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2019/12/10/knowledge-infrastructures-bilgi-altyapilari/.

Technological affordance: Teknolojik imkan

Ian Hutchby bu terimi 2001 yılında, teknoloji ve bilim sosyolojisi literatüründe uzun süredir devam eden ve iki grup arasına sıkışmış olan bir tartışma bağlamında, tarafları, kendi deyimiyle, üçüncü bir yolda uzlaştırmak için ileri sürmüştür. Taraflardan ilki olan realist yaklaşıma göre, her teknolojik nesnenin kendine içkin özellikleri vardır ve bu özellikler toplumun o nesneyle girdiği her türlü ilişkiyi belirler, koşullandırır  (ör: teknolojik determinizm; bkz. Toffler, 1981; Poster 1995). Tartışmanın diğer tarafı, sosyal inşacılık yaklaşımına göre ise (bkz. social constructivism), nesneler toplumsal müzakerelerin, yani söylemsel pratiklerin birer ürünüdür (Bijker ve Law 1992). Hutchby, bu terimi, özellikle ikinci grubun önemli isimlerinden Grint ve Woolgar’ın 1997 yılında kaleme aldığı “bir metin olarak teknoloji” fikrine karşı ortaya atmıştır. Sosyal inşacı yaklaşımla teknoloji ve toplum ilişkisini ele alan bu iki yazara göre, her teknolojik nesne, onu üretenler tarafından “yazılmış”, onu kullananlar tarafından da “okunan/yorumlanan” bir metin gibidir. Dolayısıyla bu yazarlara göre teknolojiler, kendilerine içkin özelliklere sahip değildir; aksine, adeta bir tabula rasa gibi, üreticileri ve onu kullananlar arasındaki uzlaşmanın şekil verdiği bir hamur gibi görülürler. Buna karşılık Hutchby, psikolog Gibson’ın 1979 tarihli eserinden ödünç aldığı bu terimle (affordance), teknolojik nesnelerin, üreticiler tarafından kendileriyle neler “yazılabileceğini” ve kullanıcılar tarafından da nasıl “okunabileceklerini” sınırlandırdığını savunur. Dolayısıyla Hutchby’e göre, teknolojik nesneler toplumsal ilişkiler tarafından şekillendirilirken (teknolojik determinizmin aksine), toplumsal ilişkilerin teknolojileri nasıl şekillendireceği aslında teknolojilerin potansiyel maddi özellikleri, yani teknolojik imkan(lar)ı tarafından sınırlandırılmıştır.

Yazan: Selen Eren
Editör: Özgür Işık


Anahtar Kelimeler: Teknolojik determinizm; Sosyal inşacılık; Performativity; Materiality; Hybrid entity.


Kaynakça

Bijker, W. E. ve Law, J. (1992). General Introduction. W. B. Bijker ve J. Law (Ed.). Shaping Technology/Building Society içinde (s. 1-14). Cambridge, Mass.: MIT Press.

Grint, K. ve Woolgar, S. (1997). The Machine At Work. Cambridge: Polity.

Gibson, J. J. (1979). The Ecological Approach to Perception. London: Houghton Mifflin.

Hutchby, Ian. Technologies, texts and affordances. Sociology 35(2), 441-456. doi: https://doi.org/10.1017/S0038038501000219

Poster, M. (1995). The Second Media Age. Cambridge: Polity.

Toffler, A. (1981). The Third Wave. London: Collins.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. (2019). Technological affordance: Teknolojik imkan. Ö. Işık (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2019/11/27/technological-affordance-teknolojik-imkan/.