Actor-Network Theory (ANT): Fail-ağ teorisi (FAT)

Çeviri sosyolojisi ya da actant-rizom ontolojisi olarak da adlandırılan fail-ağ teorisi (FAT) insan-olmayan varlıklara faillik atfeden ve faillerin ağsal yapısına vurgu yapan bir araştırma modu ve ilişkisel ontoloji önerisidir. Bilim çalışmaları alanında ‘Toplum’ ve ‘Toplumsal’ kavramları hakkında gerçekleşen tartışmalar FAT’ın şekillenmesinde büyük rol oynamıştır. Zira FAT, bilim ve teknoloji pratiklerini “toplumsal inşa” teorileriyle açıklayan çalışmalara karşı radikal bir eleştiri olarak ortaya çıkmıştır (Callon 1986, Law 1986, Latour 1988). Latour’a göre (2005) Emile Durkheim ve Max Weber’den etkilenen bu çalışmalarda toplumsal ve doğal arasında keskin bir ayrım belirir: toplumsal ilişkiler insanların politik ve ekonomik çıkarları ile şekillenirken, ‘doğa’ olgular yoluyla insanlar tarafından keşfedilen ve dönüştürülen bir gerçeklik olarak inşa edilir. Bu noktada FAT’ı ortaya çıkaran birbiriyle ilişkili iki temel eleştiriden bahsedilebilir. Birincisi, FAT’a göre ortada bir inşa olsa da bu inşa bildiğimiz anlamda ‘toplumsal’ olarak adlandırılamaz. FAT evreninde makineler, hayvanlar, bitkiler veya nano parçacıklar gerçekliğin inşasında en az insan toplumları kadar söz sahibidirler. Dolayısıyla fail-ağ analitiği ile hareket eden bir araştırmacı ‘doğal’ ya da ‘toplumsal’ denilen heterojen ilişkileri açıklarken ‘birey,’ ‘kültür,’ ‘iktidar’ ya da ‘toplum’ gibi kavramsal kategorilere bir öncelik vermeyerek insan ve insan-olmayan arasında bir asimetri yaratmamayı hedefler (Bkz. Genelleştirilmiş Simetri prensibi). Bu anlayışa göre insan-olmayanlar belirli sembolik değerlerin taşıyıcıları ya da keşfedilmeyi bekleyen edilgen varlıklar değildir. Tersine, insan-olmayanlar ilişkilerden müteşekkil olup diğer failleri beklenmedik eylemler için harekete geçirebildikleri ölçüde faildirler. FAT’ın yönelttiği ikinci eleştiriye göre ise toplumsal inşacı teoriler sadece bilimsel bir olayı mümkün kılan ekonomik/toplumsal altyapılara odaklandıkları için yeni zuhur eden ya da kaybolan fail-ağları tespit edemezler. Başka bir ifadeyle FAT, fail-ağların sadece toplumsal olarak inşa edilmediğini aynı zamanda ‘toplumsal’ dediğimiz ilişkileri yaratan veya dönüştüren nevi şahsına münhasır varoluşlar olduğunu vurgular. Dolayısıyla FAT ontolojisinde ‘toplumsal olan’ karmaşık fenomenleri açıklayan kavramsal bir araç değil, açıklanması gereken maddi-semiyotik ilişkiler ağlarıdır. Sonuç olarak isminin söylediğinin aksine FAT maddi fenomenlere uygulanabilen bir teori değildir. Mol’un (2010) da belirttiği gibi fail-ağ, bir teori isminden ziyade heterojen pratikleri ve ilişkileri araştırmak için başvurulabilen kavramsal ve metodolojik araçlarla dolu bir mahzen (repository) olarak görülebilir.

Yazar: Onur Arslan
Editör: Öznur Karakaş


Anahtar Kelimeler: Fail, ağ, toplum, doğa


Kaynakça

Callon, M. (1984). Some elements of a sociology of translation: domestication of the scallops and the fishermen of St Brieuc Bay. The sociological review, 32(1_suppl), 196-233.

Latour, B. (1983). Give Me a Laboratory and I will Raise the World. In Science Observed: Perspectives on the Social Study of Science. Beverly Hills: Sage Publications. 141-170.

Latour, B. (2005). Reassembling the social: An introduction to social life. Oxford University Press.

Law, J. (1992). Notes on the theory of the actor-network: Ordering, strategy, and heterogeneity. Systems Practice 5.4: 379-393.

Law, J. (2015). What’s wrong with a one-world world?. Distinktion: Scandinavian Journal of Social Theory, 16(1), 126-139.

Mol, A. (2010). Actor-Network-Theory: Sensitive Terms and Enduring Tensions. Kölner Zeitschrift für Soziologie und Sozialpsychologie, Sonderheft, 50(1), 253–269.

Roberts, C., Anders B., and Ignacio Farías. (2020). Actor-network theory as a companion: An inquiry into intellectual practices. In Routledge Companion To Actor-network Theory. Londra: Routledge, xx-xxv.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Arslan, O. (2021). Actor-Network Theory (ANT): Fail-ağ teorisi (FAT). Ö. Karakaş (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2021/03/09/actor-network-theory-ant-fail-ag-teorisi-fat/.

Cyborg: Siborg

Donna Haraway tarafından 1985 yılında kaleme alınan Siborg Manifesto’da “siborg” şöyle tanımlanır: “Siborg, sibernetik bir organizma, bir makine ve organizma hibriti, sosyal bir gerçeklik olduğu kadar kurgusal bir mahluktur da” (Haraway 1991, s.150). 

Siborg o halde kurgu-gerçek, doğa-kültür, makine-hayvan, organik-inorganik, doğal olan-insan elinden çıkma ayrımlarının kurgusal karakterini belirtmek için ortaya atılmış bir kavramdır. Donna Haraway, bir feminist olarak kimliklerin “doğallaştırılmasına” eleştirel yaklaşır ve siborg terimini her türlü doğallaştırma hamlesine karşı bir alet olarak mobilize eder. 

Siborg figürü her türlü köken anlatısına ve “organik birlik” fikrine karşı çıkar. Manifestoda siborg figürasyonunun insan-hayvan, fiziksel olan ve olmayan, organizma-makine ayrımlarını yıkmayı amaçladığı, dolayısıyla “sınır ihlallerine, muhtemel füzyonlara ve tehlikeli ihtimallere” (s. 154) açık olduğu öne sürülür. Siborg figürü aynı zamanda kimliklenme sürecinin kısmi, stratejik ve parçalı tabiatına değinir ve “özdeşleşmeler/kimlikler değil [illa kan bağına dayanmayan] yakınlıklar” (s. 155) kurulması çağrısında bulunur. 

Siborg figürü eleştirilere de maruz kalmıştır. Vicki Kirby (1997), siborgun aksi yönde iddialarına rağmen aslında Kartezyen bir figür olduğunu öne sürer (Kirby 1997, ss. 146-147). Siborgun kendi hibrit konumunu ‘orijinal birlik’ fikrine karşı inşa etmesi, ona göre bizzat bu birliğin tasdikidir, kendinden önce gelen kendine özdeş bir birlik varsayar ve bunu yıkma işine soyunur.  Rosi Braidotti ise (1994) siborg kavramına sahip çıkmakla beraber, bu kavramın öngördüğü “toplumsal cinsiyetin ötesinde” dünya ideali çerçevesinde mevcut toplumsal cinsiyet eşitsizlikleri ile örülü dünyadan nasıl çıkılacağı gösterilmeden cinsiyetli bedenin metruk sayılmasını eleştirir (s. 170). 

Josef Barla’nın (2017) da belirttiği üzere Haraway siborg kavramının ortaya atıldığı zamanın gereksinimlerine yanıt verdiğini ve zamanla kavramın eleştirel işlevini yitirdiğini düşünerek yüzünü “yoldaş türler” gibi başka kavramlara dönmüştür.

Yazar: Öznur Karakaş
Editör: Cansu Güner


Anahtar Kelimeler: teknofeminizm, hibrit, doğakültür, siborg.


Kaynakça 

Barla, J. (2017). Cyborg. https://newmaterialism.eu/almanac/c/cyborg.html 

Haraway, D. (1985). A Manifesto for Cyborgs: Science, Technology, and Socialist Feminism in the 1980’s. Socialist Review 80: 65–108.

Bradiotti, R. (1994). Nomadic Subjects: Embodiment and Sexual Difference in Contemporary Feminism. New York ve Londra: Routledge. 

Haraway, D. (1991). Simians, Cyborgs and Women: The Reinvention of Women. New York ve Londra: Routledge. 

Kirby, V. (1997). Telling Flesh: The Substance of the Corporeal. New York ve Londra: Routledge.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Karakaş, Ö. (2021). Cyborg: Siborg. C. Güner (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2021/01/31/data-veri/.

Data: Veri

Data teriminin etimolojik kökenine bakıldığında latince ‘verili olan şeyler’ anlamına geldiği görülür. Bir başka deyişle bu terimin, insanlar tarafından şekillendirilen bir şeyin aksine, onlara olduğu gibi verilen gerçekleri ya da olguları (fact) imlediği düşünülür. Bu bağlamda Türkçe’deki karşılığı, yani ‘veri’ kelimesi de anlam kazanır.

Peki bir olgu hakkında toplanan veri, o olguyu gerçekten de olduğu gibi mi yansıtır? Veri, insanların şekillendirmesinden uzak, onlara ‘dışarıdan verilen’ olgular mıdır? Örneğin, bilim insanlarının, nesli tükenmekte olan bir canlının ne gibi problemlerden etkilendiğini anlamak için söz konusu canlı ve yaşam alanları hakkında topladığı veriler, o canlıların davranış örüntülerini ve içinde yaşadıkları ortamın özelliklerini birebir gerçekte olduğu şekliyle mi yansıtır? Terimin geleneksel tanımının aksine, STS literatüründe yapılan pek çok ampirik çalışma bu soruların kesin bir ‘evet’ ile cevaplandırılamayacağını göstermiştir (Rijke & Beaulieu, 2011; Leonelli 2019). 

Verilerin, olguları bir noktaya kadar yansıttığı tamamen reddedilmese de (Leonelli, 2019), söz konusu olguyu, adeta bir ayna gibi, olduğu şekliyle yansıtmaktan çok, belli bir filtreden geçirilmiş haliyle gösterdiği/oluşturduğu kabul edilmektedir (Law, 2004; Lake, 2017; McQuillan, 2018). Verilerin ‘toplandığı’, saklandığı, temizlendiği, analiz edildiği ve görselleştirildiği araçlar ile tüm bu süreçleri mümkün kılan ön kabuller/teoriler ve standartlar bahsi geçen filtrelerden yalnızca birkaçıdır. Araçlar, ön kabuller ve standartlar değiştikçe, olguya dair farklı veri setleri ortaya çıkar. Olguya dair farklı veri setleri ortaya çıktıkça da olgu her defasında farklı bir açıdan görünür hale gelir. 

Toparlarsak, STS literatüründe anlaşıldığı şekliyle, veriler belli teknolojik, maddi/fiziki, sosyo-kültürel ve ekonomik bağlamlarda üretilirler. Ancak bu maddi-semiyotik bağlamlar ile veriler arasındaki ilişki tek yönlü değildir. Veriler de içinden çıktıkları bu bağlamları (ör. araçlar, ön kabuller, standartlar) sürekli olarak yeniden şekillendirmektedir (Kitchin, 2014; Tanweer et al. 2016).

Yazar: Selen Eren
Editör: Selen Gülgün


Anahtar Kelimeler: performativity, agential realism, maddi-semiyotik.


Kaynakça 

Kitchin, R. (2014). The Data Revolution: Big Data, Open Data, Data Infrastructures and Their Consequences. SAGE

Lake, R. W. (2017). Big Data, urban governance, and the ontological politics of hyperindividualism. Big Data & Society, 4(1), 1-10.

Law, J. (2004). After Method: Mess in Social Science Research. Routledge.

Leonelli, S. (2019). What distinguishes data from models? European Journal for Philosophy of Science, 9(2), 22.

McQuillan, D. (2018). Data Science as Machinic Neoplatonism. Philosophy & Technology, 31(2), 253–272. 

Rijcke, S. de, & Beaulieu, A. (2011). Image as Interface: Consequences for Users of Museum Knowledge. Library Trends, 59(4), 663–685. 

Tanweer, A., Fiore-Gartland, B., & Aragon, C. (2016). Impediment to insight to innovation: Understanding data assemblages through the breakdown–repair process. Information, Communication & Society, 19(6), 736–752.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. (2021). Data: Veri. S. Gülgün (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2021/01/31/data-veri/.

Boundary object: Sınır nesnesi

Terim, gruplar arası işbirliğinin çoğunlukla grup üyelerinin fikir birliğine varabilmesiyle açıklandığı bir dönemde, birbirinden farklı amaçları ve ön kabulleri olan grupların fikir birliğine varmadan da birlikte çalışabiliyor olduğunu tartışabilmek için ortaya atılmıştır (Star, 1988; Star ve Griemeser, 1989). Terimi ortaya atan yazarlardan Star (2010), günümüze kadar geçen sürede terimin çok sayıda yazarın çalışmasında yeni bir hayat kazandığının altını çizmiş, gelen eleştirilere terimin orijinal anlamını hatırlatarak cevap vermiştir.

Bir nesnenin ya da olgunun sınır nesnesi olabilmesi için Star ve Griemeser’e (1989) göre bazı kriterleri aynı anda karşılaması gerekmektedir. Bunlardan birincisi yorumlama esnekliğidir (interpretative flexibility), ve bir olgunun farklı bağlamlarda farklı anlamlar kazanabilmesi olarak tanımlanabilir. Örneğin kuşlar, bir grup avcı için potansiyel hedef/av olarak algılanabilirken, çevrebilimciler için korunması gereken canlılardır. Ancak bu özellik çevremizdeki neredeyse tüm nesne/olgular için geçerli olabilir. İşte terime gelen temel eleştiriler de buradan kaynaklanmaktadır. Ancak Star (2010), sınır nesnesinden bahsedebilmek için bu kriterin gerekli fakat yeterli olmadığını belirtmiştir.

Bir olguyu sınır nesnesi haline getiren önemli bir diğer kriter, nesnenin ‘çözünürlüğünü’, yorumlama esnekliğini mümkün kılmak adına, olabildiğince düşük tutan pratiklerin var olması ve bu pratiklerin farklı grupların o nesne üzerine belli bir fikir birliğine varmadan iş birliği yapabilmesini sağlamasıdır. Bu sebeple Star’a (2010) göre yorumlama esnekliği barındıran tüm olgular, ancak belli bağlamlarda sınır nesnesi haline gelebilirler. 

Örneğin, çevrebilimcilerin kuşların korunması için bürokrat ve politikacılarla birlikte çalışması gerekir. Ancak iki grubun da öncelikleri farklı olabilir. Buna rağmen çevrebilimcilerin, kuşların neden korunması gerektiği üzerine bürokrat ve politikacılarla hemfikir olmak zorunda olmadan da iş birliği yapması gerekir. Bu aşamada kuşların fonksiyonlarının birden fazla tanımına rastlarız. İşte bu örnekte sınır nesnesi, bu iki grubun kuş kavramı/fonksiyonu etrafından fikir birliğine varmadan da beraber çalışabilip onları korumak için gereken politikaları oluşturabilmesini mümkün kılan pratiklerin bütünüdür.

Yazar: Selen Eren
Editör: Kaya Akyüz


Anahtar Kelimeler: Trading zone, boundary organization, sınır işi, interpretative flexibility, işbirliği, collaboration.


Kaynakça 

Star, S. L. (1988). The structure of ill-structured solutions: Boundary objects and heterogeneous distributed problem solving. M. Huhns and L. Grasser (Ed.), Readings in distributed artificial intelligence içinde (s. 37-54). Menlo Park, CA: Kaufman.

Star, S. L., and J. Griesemer. (1989). Institutional ecology, ‘Translations’, and Boundary objects: Amateurs and professionals on Berkeley’s museum of vertebrate zoology. Social Studies of Science 19:387-420.

Star, S. L. (2010). This is not a boundary object: Reflections on the origin of a concept. Science, Technology, & Human Values, 35(5), 601-617.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. (2021). Boundary object: Sınır nesnesi. K. Akyüz (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/06/03/sociotechnical-imaginaries-sosyoteknik-tasavvurlar/.

Sociotechnical Imaginaries: Sosyoteknik Tasavvurlar

Sosyoteknik tasavvurlar* Sheila Jasanoff ve Sang-Hyun Kim (2009) tarafından temellendirilmiş, bilim ve teknoloji çalışmalarında yaygın şekilde kullanılan bir terimdir. 1983 yılındaki meşhur çalışmasında, Benedict Anderson toplumları ortak tasavvurlara sahip hayali cemaatler olarak tanımlamıştır (Anderson, 1983). Jasanoff ve Kim’e göre Anderson’un hayali cemaatlerini oluşturan bu ortak tasavvurlar geleceğe dairdir ve topluluklara neyin arzu edilebilir ya da ulaşmaya değer olduğu hakkında aracı olurlar. Dahası, Anderson’un toplum tanımını baz alan Jasanoff ve Kim, toplumun diğer birçok konu üzerinde olduğu gibi herhangi bir bilimsel bilginin ya da teknolojinin geleceği için de kendine ait tasavvurları olduğunu belirtmiştir (Jasanoff & Kim, 2009). Hatta bilimsel ve teknolojik aktiviteler üzerine oluşan bu tasavvurlar milli bir kimlik etrafında oluşan hayali cemaatlerin milli kimliklerini oluşturmasında ve bu kimliği canlı tutabilmesinde de önemli rol oynayabilirler (Felt, 2013). Bu bağlamda sosyoteknik tasavvurlar, hayali cemaatlerin üretilen ya da üretilmesi vaad edilen bir bilimsel bilgi ya da teknolojininin olası toplumsal etkileri üzerine benimsedikleri  kollektif vizyonlar olarak açıklanabilir. 

* “Sociotechnical imaginaries” teriminin Türkçede anlam kazanması sırasında problematik olan kısım “imagination” kelimesinin çevirisidir. “Imagination” kelimesi için tahayyül ya da hayal yerine tasavvur kelimesini kullanmamın sebebi tasavvur kelimesi için Türk Dil Kurumu’nun verdiği karşılıktır. TDK’ye göre tasavvur kelimesinin içerdiği anlamlardan bazıları şunlardır; düşünce, amaç, niyet, maksat, plan. Yine TDK’nin tasavvur kelimesinin cümle içinde kullanımı için verdiği, Cemil Meriç’e ait cümle şu şekildedir; “İdeolojiler, bir tasavvurlar bütünüdür ama bu tasavvurların çok defa şuurla alakası yoktur” (Türk Dil Kurumu, 2019). “Sociotechnical imaginaries” teriminin toplumların teknobilim hakkında edindiği ideolojiler bütünü olduğu varsayıldığında Türkçe’de anlamını kazanması için tasavvur kelimesi “tahayyül” veya “hayal” kelimeleri yerine daha uygun gözükmektedir. Bilhassa tahayyül kelimesinin amaç ve maksat anlamlarını tasavvur kelimesi kadar güçlü bir şekilde ifade edememesi tasavvur kelimesinin kullanılmasını Türkçe düşünce dünyamız için daha verimli kılacaktır.

Yazar: Mustafa Adil Aygün
Editör: Selen Eren


Anahtar Kelimeler: Bilim ve teknoloji politikaları; imagined communities; iktidar ve teknoloji.


Kaynakça 

Anderson, B. (1983). Imagined communities: Reflections on the origin and spread of nationalism, revised ed. London and New York: Verso. 

Felt, U. (2015). Keeping Technologies Out: Sociotechnical Imaginaries and the Formation of    Austria’s technopolitical identity. In S. Jasanoff & S.-H. Kim (Eds.), Dreamscapes of Modernity: Sociotechnical Imaginaries and the Fabrication of Power ​(pp. 103-125). Chicago: Chicago University Press. 

Jasanoff S., & Kim, S.-H. (2009). Containing the Atom: Sociotechnical Imaginaries and Nuclear Power in United States and South Korea. Minerva, 47(2), 119. https://doi.org/10.1007/s11024-009-9124-4

Türk Dil Kurumu, TDK Genel Türkçe Sözlük, Erişim adresi (5 Kasım 209): https://sozluk.gov.tr/?kelime=TASAVVUR


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Aygün, M. A. (2020). Sociotechnical Imaginaries: Sosyoteknik Tasavvurlar. S. Eren (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/06/03/sociotechnical-imaginaries-sosyoteknik-tasavvurlar/.

Figuration: Biçimleme

Biçimleme STS alanında sıklıkla kullanılmakta olan bir kavramdır. Bu kavramı kullananlardan en yaygın olarak bilineni kültürel bilim tarihçisi Donna Haraway’inkidir. Haraway’in ilk varsayımı, matematiksel ve teknik diller de dahil olmak üzere tüm dillerin biçimsel olduğudur. Yani diller mecazlar üzerinden kurgulanır ve uygulamaların ve anlamların çeşitli alanları üzerinden çağrışım uyandırır. Bu bağlamda, teknolojiler materyalize olmuş biçimleme formlarıdır ve bir araya toplanmış şeyleri ve anlamları aşağı yukarı sabit aranjmanlar haline getirirler. Bu aranjmanlar insan ve makinelerin ilişkilenmesinin belirli yollarını beraberinde getirir. O zaman, teknoloji üretiminin pratiklerine yapılacak müdahalenin bir yolu da insan ve makinelerin bu pratikler icinde hali hazırda nasıl biçimlendiğinin ya da bunların farklı bir şekilde nasıl biçimlenebileceğinin kritik bir değerlendirmesidir (Haraway, 1997 p.11). 

Suchman biçimlemeyi “bir şekil tahsis etmek” olarak tanımlar. Ona göre biçimleme, “materyal ve semiotiğin zaman içerisinde doğal hale gelecek şekilde beraber tutulma eylemidir. Bu da dolayısıyla, söz konusu eylemin bileşen unsurlarını geri kazanmak icin verilerin açılması (unpack) gerekliliğini doğurur.  Biçimleme aynı zamanda bir üretim modudur. Biçimlerin devridaimi onların çevresindeki öğelerle birlikte yeniden ele alınmasını, çoğalarak artmasını ya da en azından potansiyel değişimini beraberinde getirir. Böylece biçimleme; hem şeylerin yapıldığı metotu hem de onların analizi ve yeniden yapılması ya da bozulması için oluşturulan kaynağı kapsamaktadır (Suchman, 2012 p.49).                                              

Yazar: Cansu Güner
Editör: Kaya Akyüz


Anahtar Kelimeler: Teknoloji üretim pratikleri, Materyal-göstergebilim, Aranjman, Feminist Teknobilim.


Kaynakça 

Suchman, L. (2012). Configuration. In Inventive Methods: The Happening of the Social (pp. 48-61). Routledge.

Suchman, L. (2006). Human-machine reconfigurations: Plans and situated actions. Cambridge University Press.

Castañeda, C. (2002). Figurations: Child, bodies, worlds. Duke University Press.

Haraway, Donna Jeanne. (1997). Modest_Witness@Second_Millennium. Female- Man_Meets_OncoMouse. New York: Routledge.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Güner, C. (2020). Figuration: Biçimleme. K. Akyüz (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/03/22/figuration-bicimleme/.

I-methodology: Ben-metodu

Ben-metodu, ilk olarak Madeline Akrich tarafından “Kullanıcı Temsili: Pratikler, Metotlar ve Sosyoloji” makalesinde ortaya atılmış ve geliştirilmiştir (Akrich, 1995). Tasarımcılar gelecekteki kullanıcılarının amaçlarını, ilgilerini ve yeterliliklerini anlamak icin çeşitli metodlara başvurmaktadırlar. Bunlar belirgin ya da belirsiz metotlar olabilir. Belirgin metotlardan bazıları pazar araştırması, tüketici testleri ve kullanıcı geribildirimleridir. Belirsiz methodlar ise uzman vizyonuna güvenmek ve Ben-metodu’dur. Ben-metodu temelde, tasarımcıların kendilerini kullanıcıların temsilcileri olarak adlettikleri tasarım pratiğine verilen isimdir. Daha sonra bu kavram, Oudshoorn et. al (2004) tarafından da ele alınarak toplumsal cinsiyet bağlamında kullanılmıştır. Bu çerçevede kavram, tasarım pratiklerinde belirli gruplara tanınan önceliğin ve tasarım tarafından şekillenen mikro dinamiklerin işleyiş mekanizmasını anlatmak amacıyla kullanılmıştır. Yazarlar, Bilişim ve İletişim Teknolojileri tasarım pratiklerinin nasıl erkek kullanıcılara öncelik tanıdığını anlamak icin tasarımcıların toplumsal cinsiyet kimliklerinin hesaba katılması gerekliliğini savunmaktadırlar.

Yazar: Cansu Güner
Editör: Kaya Akyüz


Anahtar Kelimeler: Feminist Teknobilim, Tasarım Pratikleri, Artefakt, Toplumsal Cinsiyet ve Teknoloji.


Kaynakça

Akrich (1995). User representations: Practices, methods and sociology. In Managing technology in society: The approach of constructive technology assessment, edited by A. Rip, T. J. Misa, and J. Schot, 167-84. London: Pinter Publishers.

Oudshoorn, N., Rommes, E., & Stienstra, M. (2004). Configuring the user as everybody: Gender and design cultures in information and communication technologies. Science, Technology, & Human Values, 29(1), 30-63.

Woolgar, Steve (1991): Configuring the user. The case of usability trials. In: John Law (Hg.): A Sociology of monsters. Essays on power, technology, and domination. London, New York: Routledge (Sociological review monograph, 38), S. 57–103.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Güner, C. (2020). I-methodology: Ben-metodu. K. Akyüz (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/03/22/i-methodology-ben-metodu/.

Situational Analysis: Durumsal Analiz

Durumsal Analiz (DA) gömülü kuramın (grounded theory) yenilikçi bir uzantısı olarak ortaya çıkan bir teori-metod paketidir. Kalitatif araştırma yöntemlerinden olan derinlemesine mülakat, gözlem, etnografik bulgu, görsel ve tarihsel söylem ve benzeri materyalleri analiz etmek için kullanılmaktadır.  Ana amacı gömülü kuramı positivist kalıntılarından kurtararak, post modern ve yorumlayıcı akımın ihtiyaçlarına cevap verecek bir metot üretmektir. Durumsal Analiz yönteminde “durum” temel analiz birimidir. DA projelerinde üç farklı durumsal analiz haritası üretilir ve kullanılır. Bunlardan ilki olan Durumsal Haritalar, üzerinde araştırılma yapılan durumdaki başlıca elementlerin belirtilmesinde yardımcı olur. Sosyal Dünyalar ve Arenalar Haritası araştırılan durumda bulunan başlıca kollektif taahhütlerin, ilişkilerin ve aksiyon alanlarının ekolojik haritasıdır. Son olarak, Pozisyon Haritalari durumdaki başlıca söylemlerin ifade edilen ya da edilmeyen poziyonlarını görselleştirir.

Yazar: Cansu Güner
Editör: Kaya Akyüz


Anahtar Kelimeler: Bilim ve Teknoloji Çalışmaları Metotları, Gömülü Kuram Metodolojisi, Derinlemesine Mülakat, Etnografi, Post Modernism, Post Yapısalcılık.


Kaynakça

Clarke, A. E. (2003). Situational analyses: Grounded theory mapping after the postmodern turn. Symbolic interaction, 26(4), 553-576.

Clarke, A. E., Friese, C., & Washburn, R. S. (2017). Situational analysis: grounded theory after the interpretive turn. Sage Publications.

Clarke, A. E. (2005). Situational Analysis: Grounded Theory After the Postmodern Turn. Sage Publications.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Güner, C. (2020). Situational Analysis: Durumsal Analiz. K. Akyüz (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/03/22/situational-analysis-durumsal-analiz/.

Entanglement: Dolanıklık

“Dolanık olmak, basitçe bir ötekiyle dolanmış olmak, ayrı varoluşların birleşmesi değil, ancak bağımsız, kendi içinde kapalı bir varlığın olmayışıdır. Varoluş tekil/bireysel bir mesele değildir.”
Karen Barad, Meeting the Universe Halfway

Kavram literatüre yaygın olarak fizik kökenli bir araştırmacı olan Karen Barad’ın 2007 tarihli  kitabıyla girmiştir. Kökenini kuantum fiziğindeki “quantum entanglement (kuantum dolanıklık)”dan alan kavram, Barad’ın kullanımıyla “fenomenin nesnelerin üzerinde bir ontolojik öncüllüğü” (Barad : 315) olduğu fikrinin sosyal bilimler literatürüne tezahürü olarak ele alınabilir. Agential Realism yaklaşımı üzerinden ele alınan dolanıklık, ilişkilerin belirli ve öncül özellikleri olan nesneler arasında kurulduğu fikrini reddedip, bunların nesnelerin üstünde birer fenomen olarak ele alınmasını vurgular. Fizikteki karşılığıyla bir benzetme kuracak olursak, dolanık bir kuantum sistemi ayrı ayrı ‘parçalarının’ özelliklerine bakarak tasvir edemezsiniz. Tam aksine, ancak sistemin bütününe bakarak tekil parçalara dair kullanışlı bilgiye erişebilirsiniz. Barad bunun metafiziksel şekilde genişletilmesini savunur ve nesnelerin tekil-içkin özelliklerindense, nesnelerin başka nesnelerle olan dolanıklığında (ilişkiselliğinde) ortaya çıkan fenomenlerin, nesnelerin ontolojisine öncüllüğünü  vurgular. Bir başka deyişle, nesnelerin özelliklerinin başka nesnelerle olan dolanıklıklarında belirlendiğini savunur. Burada kavrama dair iki noktaya vurgu yapmak gerekiyor. Kuantum dolanıklık her sistemin illa ki dolanık olması gerektiğini öne sürmez. Yani aslında yalnızca kendisine bakılarak da özelliklerine dair kullanışlı bilgi edilebilecek nesneler vardır. Ancak buradaki önemli nokta, bunların daha genel bir olası durumun özel-tekil tezahürleri olduğudur. Dolayısıyla temel varsayımımız ve kuramımız, bu nesnelerin tanımlarının kendiliğinde değil, içinde bulundukları ilişkiler ağı üzerinden kurulması gerektiğidir. Bu ilişkiler ağı içerisinde kendiliğinde var olan nesneler de olacaktır, fakat bunlar daha genel bir ontolojik düzlemin özel altuzaylarıdır.

Yazar: Zeki Can Sesir
Editör: Selen Eren


Anahtar Kelimeler: Agential realism, Bilim felsefesi, Bilinç çalışmaları, Yeni materyalizm, The material turn.


Kaynakça 

Barad, K. (2007). Meeting the universe halfway: Quantum physics and the entanglement of matter and meaning. Duke university Press.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Sesir, Z. C. (2020). Entanglement: Dolanıklık. S. Eren (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/01/22/entanglement-dolaniklik/.

Co-production: Ortaklaşa üretim

Farklı literatürlerde farklı anlamları olabilen bu terimin Bilim ve Teknoloji Çalışmaları literatüründe benimsenmesi Sheila Jasanoff’un (2004) kullanımı ile gerçekleşmiştir. Jasanoff bu terimi, fiziki ve sosyal dünyaların, birbirinden ayrı iki dünya olarak değil, ayrılmaz bir bütünün birbirini sürekli olarak üreten parçaları olarak var olduklarını belirtmek için kullanmıştır. 18.yy Batı Aydınlanma kültürünün günümüz Batı kültürüne bırakmış olduğu en önemli miraslardan biri, fiziki ve sosyal dünyalar hakkında bilimsel bilgi üretme şeklimizin, bu dünyalardaki yaşayış pratiklerimizden ayrı olduğu kanısıdır. Bir başka deyişle fiziki dünya hakkında üretilen bilimsel bilginin,  sosyal dünyanın kendi iç dinamiklerinin etkisinden azade bir şekilde, incelenen olgu hakkındaki hakikatin birebir yansıması olabileceği iddia edilir. İşte ortaklaşa üretimci bakış açısı, fiziki doğa/nesnellik/akıl/olgu ve beşeri kültür/öznellik/duygu/değer arasında ikilik kuran ve realist ideoloji olarak bilinen bu mirası reddeder (Jasanoff, 2004, s.3). Bu yeni bakış açısına göre bilimsel bilgi, sosyal konstrüktivistlerin iddia ettiği gibi sadece sosyal pratiklerle üretilen ve fiziki dünya ile pek ilgisi olmayan zihinsel bir üretim (epifenomen) de değildir. Aksine bilimsel bilgi zihinsel, materyal, teknik, kültürel ve normatif olanın ortaklaşa üretimidir (Jasanoff, 2004, s.6). Dolayısıyla bilgi üretme pratikleri, maddi özellikler, teknolojik imkanlar, sosyal pratikler, kimlikler, normlar, söylemler vb. arasında devamlı olarak gerçekleşen müzakerelerdir. Daha somuta indirgersek, bir olgu hakkında bilimsel bilgi üretmek, ona ayna tutmak ya da onun birebir izdüşümünü çıkartmak değildir. Söz konusu olgular incelenirken, kullanılan enstrümanların üretildiği maddeden, gözlemleyen araştırmacıların kültürel kodlarına, verileri işleyen teknolojik aletlerin işleme metodundan, araştırmacı ekip içindeki güç ilişkilerine kadar bir çok maddi, teknik, sosyal, zihinsel ve normatif faktör bilgi üretimine katılıp bilimsel bilgiye bir şekil vermektedir. Böylece, ortaklaşa üretimci bakış açısı hem sosyal hem de teknobilimsel deterministler ile arasına mesafe koymuştur (Jasanoff, 2004).


Yazar: Selen Eren
Editör: Cansu Güner


Anahtar Kelimeler: Natureculture; Teknolojik imkan; Sosyal konstrüktivizm; Bilgi altyapıları.


Kaynakça

Jasanoff, S. (2004a). The idiom of co-production. S. Jasanoff (Ed.), States of knowledge: the co-production of science and the social order içinde (s. 1-12). London: Routledge.

Jasanoff, S. (2004b). Ordering knowledge, ordering society. S. Jasanoff (Ed.), States of knowledge: the co-production of science and the social order içinde (s. 13-45), London: Routledge.


Okumuş olduğunuz içeriği akademik çalışmalarınız için yararlı bulacağınızı umuyoruz. Bu içerikten araştırmalarınızda faydalanmanız durumunda APA formatında hazırlanmış aşağıdaki alıntılama örneğini kullanabilirsiniz. Lütfen alıntı yaparken erişim adresinin açık bir şekilde belirtildiğinden emin olunuz. Araştırmalarınızda başarılar dileriz. 

Eren, S. (2020). Co-production: Ortaklaşa üretim. C. Güner (Ed.) iris: Kitle Kaynaklı Türkçe STS Ansiklopedisi içinde. Erişim adresi (Erişim tarihi): https://irisansiklopedi.net/2020/01/22/co-production-ortaklasa-uretim/.